BAKAN PAKDEMİRLİ, ARICILIK ARGE VE İNOVASYON MERKEZİNİN AÇILIŞ TÖRENİNDE KONUŞTU:

​”8 milyon arılı kovanla dünyada 3’üncü sıradayız” “Dünya’nın ilk çekirdeksiz limonunu ürettik” “Türkiye’nin ilk elektrikli ve yerli traktörünü seri üretime hazır hale getirdik””Ar-Ge çalışmaları için 1 milyar lira bütçe kullanıyoruz””320 bin genetik materyal muhafaza altında” “Un ihracatında dünyada birinci sıradayız” Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü kampüsünde yer alan Arıcılık Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi’nin açılışına katıldı.Burada bir konuşma yapan Bakan Pakdemirli, 1963 yılında kurulan Enstitünün bölge ve ülke tarımına, tarımsal sanayiye büyük hizmetler sunduğunu ve sayısız yeniliği ülkeye kazandırdığını söyledi. Dünyada son 50 yılda, tarım alanlarının sadece %12 arttığını buna karşın iki kattan fazla artan nüfusun gıda ihtiyacının ar-ge ve inovasyon sayesinde sağlandığını kaydeden Pakdemirli, “Bu nedenle ‘Tarım Gelecektir’ diyoruz ve geleceğin tarımı için de, “İşimiz Araştırma, Gücümüz İnovasyon” diyoruz” dedi.Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın en büyük ve en güçlü tarımsal Ar-ge altyapısına sahip ülkesi olduğunu belirten Pakdemirli, son teknolojilere, güçlü teknik donanımlara ve nitelikli binlerce personel kaynağına sahip olduklarını söyledi. “AR-GE ÇALIŞMALARI İÇİN 1 MİLYAR LİRA BÜTÇE KULLANIYORUZ”TAGEM’in, Türkiye genelinde 48 Araştırma Enstitüsü, 210 bin dekar arazisi, 248 laboratuvarı, 2.000’den fazla akademik seviyede toplam 6.336 personeli ile ihtiyaç duyulan her alanda hizmet verdiğini anlatan Pakdemirli, Bakanlık olarak Ar-ge çalışmaları için çeşitli kaynaklardan yaklaşık 1 milyar lira bütçe kullandıklarını dile getirdi. “DÜNYA’NIN İLK ÇEKİRDEKSİZ LİMONUNU ÜRETTİK” Bugüne kadar yapılan Ar-Ge çalışmalarıyla Dünyada ilk olan ya da ilk sıralarda yer alan birçok projeyi hayata geçirdiklerini vurgulayan Pakdemirli, şöyle konuştu:”Dünya’nın 3. Büyük Tohum-Gen Bankasına sahibiz. Dünya’nın en büyük zeytin koleksiyonu ülkemizde bulunuyor. Dünyanın en büyük geofit, yani yumrulu ve soğanlı bitkiler koleksiyonu bizim ülkemizde. Dünyanın en büyük buğday ıslah programı, Türkiye’nin katkısıyla devam ediyor. Dünya’nın ilk çekirdeksiz limonunu ürettik. Dünya’nın sayılı büyük narenciye koleksiyonlarından biri bizim ülkemizde. İşte bu saymakla bitmeyecek Ar-ge ve inovasyon çalışmalarını, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı fırsatlar ve getirdiği ivmeyle, daha da ileriye götürüyoruz.””TÜRKİYE’NİN İLK ELEKTRİKLİ VE YERLİ TRAKTÖRÜNÜ SERİ ÜRETİME HAZIR HALE GETİRDİK”Son iki yılda yüzlerce yeniliği, çok sayıda teknolojiyi çiftçilerle buluşturduklarını ve ülke tarımına kazandırdıklarına belirten Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin ilk elektrikli ve yerli traktörünü seri üretime hazır hale getirdik. Son iki yılda 126 adet tarla bitkisi, 27 adet meyve, 11 adet sebze ve 3 üzüm çeşidi geliştirdik. 8 süt bitkisi, 14 adet yem bitkisini, 10 adet tıbbi aromatik bitki çeşidini üretime kazandırdık. 4 adet yeni hayvan ırkı, 2 adet yeni arı ırkı geliştirdik. 5 adet yeni makine ekipmanı ülkemize kazandırdık. Mobil küçükbaş süt sağım makinesi, güneş enerjili mobil sulama makinesi, kenevir hasat ve lif ayrım makinesi bunlardan bazılarıdır.”Özellikle pandemi sonrası dönemde, kendine yeterliliğin dünyada ön plana çıktığını ifade eden Pakdemirli, sınırların kapanması, ülkelerin ihracatlarını kesmesi, artık yerli ve yeterli üretimi vazgeçilmez hale getirdiğini belirterek, bunun için yeterli ve sürdürülebilir üretim için toprak ve suyun yanında maliyetlerin azaltılması, markalaşma ve Ar-Ge’nin önemli olduğunu vurguladı. “320 BİN GENETİK MATERYAL MUHAFAZA ALTINDA” Türkiye’nin biyoçeşitlilikte dünyanın en zengin coğrafyalarından birisi olduğunu ve 4 bini endemik toplam 12 bin bitki türüne ev sahipliği yaptığını dile getiren Pakdemirli, bu biyolojik çeşitliliği korumak ve geliştirmek için iki Tohum Gen Bankası kurduklarını söyledi. Bunların Ege Tarımsal Araştırma Enstitü Müdürlüğü bünyesinde bulunan Ulusal Tohum Gen Bankası ve Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitü Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Dünya’nın 3. Büyük Tohum Gen Bankası olduğunu kaydeden Pakdemirli, bu iki gen bankasında toplamda 115.348 tohum örneğinin koruma altına alındığını ifade etti. Ayrıca, Araştırma Enstitüleri bünyesinde yer alan 18 Arazi Gen Bankasında 107 türe ait 9.500 canlı örneğin koruma altına alındığını anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:”6 Araştırma Enstitümüzde de, 1.000 türde 100.000 geofit, yani soğanlı ve yumrulu doğal süs bitkisi muhafaza ve kayıt altında. Hayvan ırklarını da dâhil ettiğimizde, Bakanlığımıza bağlı enstitülerde bulunan 34 gen bankasında toplam 320 bin genetik materyali muhafaza altına aldık. Böylece, bir yandan biyolojik servetimizi gelecek nesillere sağlam şekilde teslim ederken, diğer taraftan Ar-ge ve yeni çeşit geliştirme çalışmalarında bu türleri etkin olarak kullanıyoruz. Tabi Gen Bankalarımızdaki bu türler, sadece bizim değil, tüm insanlığın geleceğinin de bir nevi garantisi. O nedenle, Gen Bankaları ve Koleksiyon Bahçelerimizi, Dünyadaki tüm bilim insanlarının hizmetine açtık.””UN İHRACATINDA DÜNYADA BİRİNCİ SIRADAYIZ”Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğunu dile getiren Pakdemirli, buğdayın dünya nüfusunun dörtte biri için yani yaklaşık 2 milyar insanın temel gıda kaynağı olduğunu söyledi. Türkiye’nin buğday üretiminde kendine yeterli olduğunu aynı zamanda un ihracatında dünyada birinci sırada yer aldığının altını çizen Pakdemirli, buğdayda verim kaybına neden olan pas hastalığına karşı dünyadaki 5 merkezden biri olan Bölgesel Tahıl Pas Hastalıkları Araştırma Merkezi’nin Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü bünyesinde 2018 yılında kurulduğunu dile getirdi.”8 MİLYON ARILI KOVANLA DÜNYADA 3’ÜNCÜ SIRADAYIZ” Bugün önemli bir inovasyon merkezini, Arıcılık Araştırma ve Geliştirme Merkezini Türkiye’ye kazandırıyoruz.” diyen Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:”Malum, arı kültür ve medeniyetimizde, kutsal bir varlık. 65 milyon yıldır varlığını sürdüren, dünyanın en sosyal ve en önemli canlılarından biri. Arı olmadan ne yaşam, ne de tarım mümkün değildir. Ülkemiz; hem arı popülasyonu, hem de bal üretiminde Dünyada ilk sıralarda yer alıyor. 8 milyon arılı kovan ile dünyada üçüncü, 110 bin ton bal üretimi ile Dünyada ikinci sıradayız. Ürettiğimiz balın 30-40 bin tonu çam balı ve bunun 8-10 bin tonu ihraç edilmektedir. Ege bölgemiz de, dünya çam balı üretim merkezidir. Çam balı üretiminin yaklaşık %90’ı bu bölgede yapılmaktadır. Ayrıca Ege bölgesi; ana arı ve arı sütü üretim merkezidir. Bu bölgede aynı zamanda, antik kentleri, doğası, turizm altyapısı ile apiterapi, yani arı ile sağlık hizmeti imkânları da sunmaktadır.Çam balının önemli üretim merkezlerinden birisi olan Muğla’da, bölgeye adapte olmuş Anadolu arısının bir ekotipi olan Muğla arısı önemli bir gen kaynağımızdır. Bakanlık olarak; bu potansiyelimizi ve zenginliğimizi korumak ve geliştirmek amacıyla Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde “Arıcılık Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezini” hizmete alıyoruz. İnşallah bu merkez, uluslararası seviyede önemli çalışmalar yürütecek.  Arı ürünlerinin kalite ve verim olarak artmasına katkı sağlayacak. Ayrıca, arıcılıkla ile ilgili olarak yapılacak araştırmalarda bu merkez, hem destek, hem de yol gösterici rolü üstlenecek. Tabi Bakanlığımız bünyesinde hazırlanan “Ülkesel Arıcılık Projesi” kapsamında da ciddi mesafeler aldık. Proje içerisinde yer alan, İzmir yöresi Bal Arılarında saf hat oluşturma çalışmasında elit sürüler oluşturuldu ve 2013’te “Damızlık Ana Arı Üretim İzni” alındı. Bu kapsamda Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından Efe Arısı geliştirildi ve ulusal tescili yapıldı. Bu arıya zeybeklerden ilham alarak ve bu bölgeye uygun olarak Efe ismini de verdik.”Bakan Pakdemirli, konuşmasının ardından Arıcılık Ar-Ge ve İnovasyon Merkezinin açılışını yaparak, merkezin arıcılığa ve Türkiye tarımına katkılar getirmesini temenni etti.

%d blogcu bunu beğendi: