Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar Gazetecilerle Birlikte “Milli Teknoloji ile Güçlenen Mehmetçiğin Yaşam Sergisi”ni Gezdi

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, bazı basın-yayın organlarının Ankara temsilcileri ile birlikte “Yerli ve Millî Teknoloji ile Güçlenen Mehmetçiğin Yaşam Sergisi”ni gezdi. Kara Havacılık Komutanlığındaki sergiyi gezen Bakan Akar, basın mensuplarıyla Mehmetçiğin yaşam malzemelerine ilişkin bilgiler paylaştı. Bakan Akar, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da cevaplayarak şunları söyledi.

YERLİLİK VE MİLLÎLİK ORANIMIZ YÜZDE 70’LERE ULAŞTI

Karada, denizde ve havada egemenlik ve bağımsızlığımız, hak alaka ve menfaatlerimizin korunması ve kollanması ile 84 milyon vatandaşımızın güvenliğinin sağlanması için etkin, caydırıcı ve saygın bir orduya olan ihtiyaç çok açık. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizde ve yurt dışında NATO dâhil seçkin bir yeri var. Bunun her geçen gün daha iyiye gitmesi için gayretlerimizi sürdüreceğiz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde savunma sanayiinde önümüz açıldı ve yerlilik-millîlik oranımız yüzde 70’lere geldi. Önümüzdeki dönemde çok daha fazla çalışmamız gerektiğinin farkında ve bilincindeyiz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin ilgi ve etki sahası genişledi. Dünya bizim ilgi alanımız hâline geldi. İlgi alanımızın artmasıyla görev ve sorumluluğumuz da arttı.

TERÖRLE MÜCADELE

 

Bütün istihbarat raporları şunu gösteriyor; teröristler Mehmetçiğin nefesini daima enselerinde hissediyorlar. Mehmetçiğin nefesi teröristlerin ensesinde. Bu sonuna kadar devam edecek. Taarruzi bir anlayış ve artan bir şiddetle operasyonlarımız devam edecek. Ne zamana kadar? En son terörist etkisiz hâle getirilinceye kadar. Böylece uzun yıllardan beri devam eden terör belasından asil milletimizi kurtaracak ve güvenliği sağlayacağız. Örneğin; bir aile buradan arabayla çıkacak, Diyarbakır’a, Şırnak’a, Hakkâri’ye, Yüksekova’ya, Mardin’e gidecek. Orada dolaşacak, dağlarda yürüyüş yapacak ve bunun için ekstra bir güvenlik önlemi alınmayacak. İşte bu terörün bittiği anlamına gelir. Bizim için varılması gereken nokta bu. Dışarıdan bunların yolu kesildikçe, imkânları azaldıkça doğal olarak içerideki etkileri de azalacak.

TSK terörle mücadelesine yaz-kış demeden hiç temposunu bozmadan devam etti. İçeride ve dışarıda şartlara bakmaksızın teröristlerin peşinden, etkisiz hâle getirmek için yapılması gereken ne varsa yaptık, yapmaya devam edeceğiz. 1 Ocak’tan itibaren 723 terörist Irak ve Suriye’nin kuzeyinde etkisiz hâle getirildi.

Irak’ın toprak, siyasi bütünlüğüne, anayasal düzenine saygılı olduğumuz konusunda samimiyiz. Komşumuzun barış ve istikrar içinde olmasını istiyoruz. Diğer taraftan da Bağdat ve Erbil’e, 40 yıldır devam eden ve binlerce şehit verdiğimiz bu terör belasını bitirmeye kararlı olduğumuzu ilettik.

(Sincar ve Mahmur’daki terörist varlığı) :  Yaptığımız görüşmelerde buraları yakından takip ettiğimizi, oradaki terörist faaliyetleri bildiğimizi, Bağdat’ın bu konuda gerekli tedbirleri almasını beklediğimizi ve bu konuda her türlü desteğe hazır olduğumuzu kendilerine bildirdik. Oradaki teröristlerin temizlenmesi işinin Irak’ın toprak ve siyasi bütünlüğüne uygun şekilde çözülmesinden yanayız. Ama diğer taraftan da vatandaşlarımızı ve sınırımızı korumak bizim asli görevimiz. Terör nerede olursa olsun bitecek.

SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ GELİŞMELER

Suriye’nin kuzeyinde hayatın normalleşmesi için elimizden gelen gayreti gösterdik, göstermeye devam ediyoruz. Birileri oradaki huzuru, istikrarı, ateşkesi bozmak için elinden gelen gayreti gösteriyor. Bazen bombalı araç saldırısı düzenliyor, bazen roket, top atıyorlar.  Hastaneleri dahi vurdular.  Vurulan hastane BM’de koordinatı olan ve hedef alınmaması gereken yer arasında.

Bu saldırıların nereden geldiğini biliyorsak hedefleri belirlediysek o hedefi, belirleyemediysek daha önce değerlendirmelerimizi yaptığımız, belirlediğimiz terörist hedefler var, onları ateş altına alıyoruz. Tolerans göstermeden bir şey olduğunda mutlaka karşılığını veriyoruz.

Suriye kuzeyi çok faktörlü ve çok aktörlü bir alan. Denklemi kurmanız çok zor. Onun için her an her şey olabilir. Bu nedenle her an herkes tetikte olacak, arkadaşlarımıza da bunu söylüyoruz. Ateşkesi ve istikrarı korumak için yapılması gerekenleri, kazanımların kaybedilmemesi için yapılması gerekenleri her seferinde anlatıyoruz.

Suriye’nin kuzeyinde doğrudan Ruslar’la konuşuyoruz. Arazideki Türk-Rus general görüşüp değerlendirmelerde bulunuyorlar. Saldırılardan duyulan rahatsızlığı belirtmek için 25 Mart’ta Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile görüştük. Yapıcı bir görüşme oldu, karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Bazı önlemlerin alınması konusunda mutabakata vardık. Saldırılara ilişkin elimizdeki bilgi ve belgeleri bir mektupla kendilerine ilettik. Bu konuda önümüzdeki dönemde gelişme olmasını bekliyoruz.

Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki operasyonlarla terör koridoru tahrip oldu. İçimizden, dışımızdan bu operasyonlara karşı yorum yapanlar oldu. Ama bu yorumlar matematiğe aykırı. Eğer TSK gerekli tedbirleri almasaydı bugün Suriye’deki oluşumları bir düşünün. Ülkemizin güneyinden herhangi bir tehdidi kabul edemeyiz. Bugün bazılarının ümitlerinin yeşerdiğini, bazı girişimler içinde olduklarını görüyoruz. Muhataplarımıza açıkça söyledik, 84 milyon gerekirse ölür, şehit oluruz ama bir terör koridoruna asla müsaade etmeyiz.

Suriye’de bir anayasa, seçim yapılması konuşuluyorsa bu, yaptığımız operasyonlar sayesinde oldu. Bunu da görmek, bilmek lazım. Eğer bu operasyonlarımız olmasaydı terör koridoru başka şeye dönüşür, mülteci sayısı daha da artar, rejim kim bilir kaç masum Suriyeli kardeşimizi daha katleder, bölgedeki radikalleşme artardı.

Şu an bizim güvenliğini sağladığımız harekât alanlarına bir milyon Suriyeli daha güvenli, gönüllü ve saygın bir şekilde döndü. Bunların 450 bini İdlib’deki topraklarına geldi. Alicenap Türk devleti ve milleti uluslararası kurum ve kuruluşlarla buraya ciddi insani yardım sağlıyor. Türkiye’nin ihtiyaçlarını sağladığı mülteci sayısı 4 milyonu ülkemizde, 5 milyonu ise Suriye’nin kuzeyinde güvenliği sağlanan alanlarda olmak üzere 9 milyona ulaştı. Dünyanın bunu ve Türkiye’nin ne kadar yük aldığını görmesi lazım.

NATO, AB ve Avrupa’nın da güney sorunlarını biz koruyoruz. Teröristlerin Avrupa’ya geçmesini biz engelliyoruz. Bunu da NATO Genel Sekreteri Stoltenberg her yerde ifade ediyor.

YUNANİSTAN:

Biz sorunların çözümü için her zaman diyalog, iyi komşuluk ve uluslararası hukuk diyoruz. Her şeye rağmen diyalog diyoruz. Ancak bizimle alay eder gibi, Yunan komşumuzun dünyada ve tarihte eşi benzeri olmayan uygulamaları var. Karasuları 6 mil hava sahası 10 mil diyor. Dünyada böyle bir uygulama var mı? Uluslararası anlaşmalara saygı diyoruz. Lozan, Paris uluslararası anlaşma değil mi? Bu anlaşmalarda 23 ada silahlandırılamaz diyor. 16’sını silahlandırdınız sonra da çıkmış Türkler bizi tahrik ediyor. Çok kaba ve terbiye sınırları ötesinde söylemleri olan bir Genelkurmay Başkanları var. Türkiye’ye uzaklığı 1950 metre olan 10 kilometrekarelik Meis için 40 bin kilometrekare deniz yetki alanı istiyorlar. Bu nasıl mantık, buna hayır deyince gerilimi tırmandırmış oluyoruz. Tehdit dilinin bizim için hiçbir kıymetiharbiyesi yok. Uluslararası değerler ve anlaşmalar çerçevesinde görevimizi yaptık, yapmaya devam edeceğiz.
Biz barış, diyalog diyoruz. Bunun da somut göstergesi bizim ısrarlarımızla tekrar başlayan istişari görüşmeler, NATO’da yaptığınız ayrıştırma görüşmeleri ve güven artırıcı önlemler çerçevesindeki görüşmeler.  Güven artırıcı önlemler çerçevesindeki iki kere Atina’ya gidildi, bir kere Ankara’ya geldiler. Şimdi sıra onlarda. Yunan muhataplarımızı Ankara’ya bekliyoruz.

Biz hak, alaka ve menfaatlerimizi korumakta kararlıyız, azimliyiz ve buna muktediriz. Ama bunu söylemek tehdit değil.

Diğer yandan da konuşalım diyoruz, bu da acziyet değil. Şu anda Yunanistan’da bazı siyasiler, emekli askerler, akademisyenler bizim haklı olduğumuzu, doğru söylediğimizi ifade ediyorlar. Üçüncü taraflardan objektif, tarafsız olmalarını bekliyor, entelektüel namus diyoruz.  Üçüncü taraflardan AB  ortaklığı duygusu ile hareket etmemelerini, Yunanistan’ın bizimle arasındaki problemleri buradan çıkartıp Türkiye-AB, Türkiye-ABD  haline dönüştürmelerine müsaade etmelerini istiyoruz.

Yunan komşumuza da başkalarına güvenerek nara atmamalarını, kendi boy ve kilolarına uygun davranmalarını bekliyoruz.
Yunanistan’ın ekonomik durumu malum. Dünyanın parasını silahlanmaya harcayarak en büyük zararı kendi halkına veriyor. Silahlanma yarışına girmeleri matematiksel olarak yanlış. 3-5 silah, uçakla bu denklem değişmez.

KIBRIS

Çözüm bağımsız iki devlet, açık ve net.

LİBYA

Libyalı kardeşlerimizin haklı davasında yanlarında olmaya devam ediyoruz. En sıcak zamanda orada olmayanlar şimdi orada olmaya başladı. Libya’da askeri eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimiz sürüyor. Hayatın normale dönmesi için mayın ve EYP temizliği yapılıyor.

AZERBAYCAN

Can kardeşlerimizle sıkı iş birliğimiz devam ediyor. Karabağ’da mayın temizliğinin yanı sıra kardeşlerimizle askerî eğitim faaliyetlerimiz ve tatbikatlarımız devam ediyor.

ABD İLE İLİŞKİLER

Bizim stratejik ortağımız. İlişkilerimizin 3- 4 değişik boyutu var, bunların normalleşmesini istiyoruz. ABD Savunma Bakanı Austin ile bir telefon görüşmemiz oldu. Gayet yapıcı geçti. Eski tanışıklığımız var. Tecrübeli ve saygınlığı olan bir isim. Bu dönemde kurallar çerçevesinde  geçmişimize uygun olarak sorunları çözecek şekilde çalışabileceğimizi değerlendiriyoruz. Diyalog ve diplomasi ile birçok sorunun çözülebileceğine inanıyoruz. Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin yapıcı ve verimli hâle gelmesi sadece iki ülke için değil, hem bölge hem dünya barışı için de katkı sağlayacaktır. ABD ile aramızda S-400 ve F-35’ten daha önemli olan sorun PKK/YPG ayrımı. Siz YPG’yi yani PKK’nın Suriye kuzeyindeki kolunu terörist kabul etmezseniz ciddi bir problem var demektir. Bunlara yapılan yardımların kesilmesini, bunun dostluk ve müttefiklikle alakası olmadığını da söyledik, söylüyoruz. Diğer yandan bunun kadar ciddi bir sorun da ABD’nin, FETÖ’nün yaşadığı ve yeşerdiği bir yaşam alanı olmasına müsaade edilmemesi. Bunu söyledik, söylüyoruz.

S-400 sistemi bir tercih değil zorunluluk. Ülkemiz ciddi bir hava ve füze tehdidi altında. Özellikle 2011’de Suriye’deki gelişmelerin ardından hava savunma ihtiyacı aciliyet kazandı ve hava ve füze savunma sistemi alımı için çalışmalar hızlandırıldı. Patriot ve Samp-T konusunda çalışmalar da sürdürüldü. En başından beri “Biz pazar değil ortağız” anlayışıyla tedarik istedik. Sadece satın almak değil yatırım, teknoloji transferi, ortak geliştirme üzerinde durduk. Maliyet ve teslim süresi dâhil bir sürü faktör var.  Bize en yakın olan Patriat ve Samp-T iken gelmediler, Ruslar bu kriterlere evet dedi.  Burada yanlış olan ne var? Bizim hiçbir art niyetimiz, gizli ajandamız yok. Bunu herkes biliyor.   F-35 için de durum bu. Türkiye ve ABD’nin ülkelerimiz, NATO ve bölge için yapacağı bir sürü iş var. Gelin bunları bir S-400’e feda etmeyin, görüşelim, konuşalım diyoruz. S-400 bir savunma silahı. Türkiye’ye herhangi bir taarruz niyeti olmayan için zararı olmayan bir sistem. Kendimizi savunmak için aldık.

SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI MESELESİ:

1919’da yayımlanan General Harbord Raporu benim doktora konum. Bu rapor ABD Millî Arşivi’nde var. Eylül 1919’da ABD Avrupa Seferi Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı olan Tümgeneral James G. Harbord, sivil ve asker uzmanlardan oluşan 47 kişilik bir heyetle Anadolu, Kafkasya ve Erivan’ı 58 gün gezerek 1603 sayfalık bir rapor hazırlıyor. Bu raporda Türklerle Ermenilerin 500 yıldır birlikte yaşadığı, biz karışmazsak 500 yıl daha bir arada sorunsuz şekilde yaşarlar değerlendirmesine yer veriliyor. Hatta gördük ki kiliseden çok camii yıkılmış deniliyor.

RUSYA-UKRAYNA İLİŞKİLERİ

Barışçıl şekilde diyalogla iki ülke arasındaki sorunların çözümünden yanayız. Kırım’ın işgalini tanımadığımızı Sayın Cumhurbaşkanımız defalarca ifade etti. Kırım Tatar Türklerinin daima yanındayız. Karadeniz’deki sorunların “Bölgesel Sahiplik İlkesi” kapsamında kıyıdaş devletler arasında çözülmesi lazım. Bu ilkeye uygun davranılması gerekmektedir. Şu anda buradaki statüko çerçevesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Krize sebebiyet vermeden Rusya ve diğer Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerle dengeyi korumaya çalışıyoruz. Her problem çıktığında savaş, sıcak durum olmamalı. Diyalog ve barışçıl yöntemlerle sorunların çözülmesi lazım.

BAZI AMİRALLERİN BİLDİRİSİ

Millî Savunma Bakanlığı açıklamasına vurgu yaptı.

Bu açıklama için çalıştık, kelimeleri özenle seçtik. Türk Silahlı Kuvvetleri cumhuriyet tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor. Operasyon da eğitim de dâhil. Böyle bir durumda bu insanların moral ve motivasyonunu bozmak ne demektir, onun adını siz koyun. Bu düşmanı sevindirmekten başka neye yarar, bunun ne manası var? Bu problemli bir durumdur. Çık televizyonlar serbest, orada konuş, gazeteye yaz, konferans ver. Bir kere Türkiye’nin imajını bozuyorlar. Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir görev ve sorumluluğu olmayan kişi veya kişilerin hırs, ihtiras ve şahsi emellerine araç yapılamaz. Bizi karıştırmayın. Biz işimizde, gücümüzdeyiz.

HARP OKULLARIN YÖNETMELİĞİNE İLİŞKİN İDDİALAR

1975’te Harp Okulu Yönetmeliği çıkıyor. Ondan 1979’da ve 2001’ de çıkıyor. Bunların hepsi birbirinde farklı. Fakat o gözle bakılmadığı için kimse bir şey demiyor. Bunlar Resmi Gazete’de var. Bir öncekine bakarak, ‘…tutum ve davranışları ile yasa dışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması’. Giriş şartı bu. Bu kime hitap ediyor biliyor musunuz? Öğrenci alımındaki komisyonda görevli albaya. Bu yönergeye göre öğrenci al diyoruz. Peki biz ne yaptık? Tamamen, pratik, o albayın işini kolaylaştıracak olanı yaptık. Diyoruz, ‘….terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisaklı veya bunlarla irtibatlı olmak’. Bitmedi, ‘Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumlu sonuçlanmış olmak’. Yani MİT’te, Emniyet Genel Müdürlüğü istihbaratında aleyhinde bir şey olmayacak. Bundan daha somut, modern bir şey olabilir mi? Eski yönetmelikte söz edilen irtica, siyasi, yıkıcı, bölücü kavramları muğlak. Çünkü neyin siyasi, yıkıcı, bölücü olduğuna kim karar verecek? Mesele bu. ‘Ben albay olarak karışmam, yorum yapmam’ diyor, bunu getirdik şimdi. Mahkeme kararı var mı? Var. MİT ne diyor, Emniyet ne diyor. Hayır diyor. Tamam, benim işim bitti. Bu kadar modern, çağdaş, pratik bir çözüme yönelik bile aldılar başını gittiler.

SÖZMELİ SUBAY/ASTSUBAY YÖNERGESİNE İLİŞKİN İDDİALAR

Yeni bir yönerge yok. 2010’da yayımlanan yönergeler yürürlükte. Bu yönergelerde Atatürk’ün çıkarılması gibi bir şey söz konusu değil. Çünkü yeni bir yönerge yok. Birileri bir şey mi karıştırıyor, araştırılıyor. Bir kaşık suda fırtına çıkardılar. Bizim Atatürk hassasiyetimizi herkesin bilmesi lazım.

FETÖ İLE MÜCADELE:

Aynı kriterlerle mücadele kararlılıkla devam ediyor. Şu ana kadar 21 bin 560 ihraç var. 3 bin 157 kişinin işlemi devam ediyor. Hiçbir hainin bu şanlı üniformayı taşımasına müsaade etmeyeceğiz.

KORONAVİRÜS İLE MÜCADELE

Aldığımız tedbirler sayesinde harekât bölgelerimizde hiçbir pozitif vaka yok. Celpleri biraz azalttık. Proaktif tedbirlerle mücadeleye devam ediyoruz. MSB’ye bağlı dikimevi ve fabrikalarda 214 milyon maske 700 bin tulum ve 600 ton dezenfektan ürettik.

SORU-CEVAP BÖLÜMÜ

-Bildiri yayımlayan amirallerin içeri ile bir bağlantıları var mı? Buna kim bakacak?

Bunları savcılık inceliyor, istihbarat bakıyor, biz de bakıyoruz. Kim nerelere gitmiş, kimlerle görüşmüş bakılacak.

-Açıklamaya yönelik uzun süre çalışıldığı belli oluyor. Bu Genelkurmay ve MSB ortak aklının sonucudur diyebilir miyiz?

Kesinlikle.

-Bildiriyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk Silahlı Kuvvetlerini kullanıyorlar. Bunu görüyorsunuz değil mi? Bu arkadaşların Silahlı Kuvvetlerde bir görevi, sorumluluğu var mı? Yok. Dolayısıyla bunlar kendi içlerinde, kendi egoları doğrultusunda, ben bilirim, ben ederim anlayışı içinde. Devletin Dışişleri, İçişleri, Millî Savunma Bakanlıkları var, MİT var, Genelkurmay var, Kuvvet Komutanlıkları var, burada onlarca insan çeşitli konularda görev ve sorumluluklarının bilinci içinde kendi konularına  çalışıyor. Üniversiteler var. Sorumlu ve görevli olan herkes her şeyi çalışıyor. 104 kişiyi bir şekilde manipüle ediyorsun, bir araya getiriyorsun. Haddini aşan bir bildiri bu. Neye hizmet ediyor? Moral motivasyon bozuyor, düşmanı sevindiriyor, birliği beraberliği bozuyor.

-Bildiri ile ilgili dış bağlantı söz konusu mu? Son dönemde ortaya atılan yalan yanlış iddialarla birlikte bakıldığında sistematik bir şeyden söz edilebilir mi?

Bu olayların üst üste gelmesi bir plan mı, program mı, tesadüf müdür… Bunlardan ziyade somut, mekanik olaylara bakacağız. Yetkisi, sorumluluğu, görevi olmadan bu insanlar bir araya gelmişler. Mekanizmanın nasıl olduğunu savcılık ortaya çıkaracak. İlk metni kim hazırladı, nasıl dağıttı belirlenecek. Bu işe katılmayan 86 emekli amiral de var. Onlar girmiyor bu işe. Mekanizma nasıl oluştu onu anlamaya çalışıyoruz. Bunun arkasında ne var, başka şeyler olabilir, başkaları bundan örnek alabilir. Bunlar okumuş, yazmış insanlar, yaptıkları işin nereye varacağını bilmek zorundalar. Dolayısıyla bunun bedeli neyse ödeyecekler.

-Boğazlardan geçen 43 bin geminin Türkiye’nin milli güvenlik sorunu değil mi, onunla ilgili çalışmalarınız var mı?

Sorumlu bakanlıklarımız, onların altındaki genel müdürlükler, Genelkurmay Başkanlığı, Deniz Kuvvetlerimiz sorumluluk ve ilgi sahamıza giren bu ve bunun gibi konuları çalışıyor. Bunu üniversitelerimizle beraber çalışıyoruz. Sivil asker ayrımı olmaksızın temel değerlerimizle herkes 780 bin kilometrekare vatan toprağı, semalarımız, denizlerimiz, 84 milyon vatandaşımız için hep beraber çalışacağız. Hakkımızı, menfaatimizi koruyacağız.

  • Ukrayna’nın Türkiye’den askerî danışmanlık talebi var mı?

Askerî, eğitim, iş birliği konusunda çalışmalarımız var. Bunun dışında savunma sanayii konusunda da projelerimiz devam ediyor.

-Türkiye bir süredir uyguladığı denge politikasına nasıl devam edecek, Ruslarla karşı karşıya gelme riskimiz var mı? Irak’a gelecek NATO unsurlarının terörle mücadelemize etkisi ne olacak, Irak’ın kuzeyindeki terörle mücadele operasyonlarımız ne kadar devam edecek?

Irak’ın kuzeyinde PKK kalmayacak. En son terörist etkisiz hâle getirilinceye kadar mücadelemiz devam edecek. Bunun için yapılması gereken ne varsa, mümkünse Iraklı kardeşlerimizin kendi ülkelerini teröristlerden temizlemesi, değilse bizimle beraber yapmaları değilse biz yapmak zorundayız. Ülkemizi ve milletimizi korumak ve kollamak, vatandaşlarımızın güvenliği için yapmak zorundayız.

 

İster Irak’taki NATO varlığı ister ABD-Rusya dengesi ister Akdeniz ister Karadeniz hangisi olursa olsun buradaki uluslararası diplomatik, politik, güvenlik ortamı son derece dinamik. Dolayısıyla bu dinamik ortamda Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak asil milletimizin hak alaka ve menfaatlerini korumak ve kollamak için gece gündüz demeden bütün bu aktörleri, faktörleri değerlendirerek vatandaşımızın hakkını, menfaatini korumak için faaliyet gösteriyoruz, göstermeye devam edeceğiz. Dinamik bir ortam var. Gözümüzü, kulağımızı açmak mecburiyetimiz var. Büyük bir hassasiyet ve dikkatle Sayın Cumhurbaşkanımızın temaslarını görüyorsunuz. Bizler de diğer ilgili ve yetkililer, gece gündüz çalışıp bu hedeflere ulaşmaya çalışıyoruz.

NATO’nun içindeyiz. NATO’nun üyesi olarak orada varlığımız olacak. Hem NATO kapsamında hem de ikili olarak Iraklı kardeşlerimize yardımcı oluruz.

  • Türk Silahlı Kuvvetlerinin disiplinine aykırı fotoğrafı çıkan amirale ilişkin incelemedeki son durum nedir?

İdari prosedür devam ediyor.