Şimdi bu kirli senaryoları biliyoruz, kimse Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin arkasına sığınarak politik bir çatışma alanı oluşturmasın

Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Kanal 5’te yayımlanan “Gaziantep Özel Yayın” programında kentteki gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde başarılı bir çalışma ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, aşılamanın belirlenen plan doğrultusunda başarılı şekilde sürdüğünü ifade etti.

Yeni anayasa tartışmalarına değinen Kurtulmuş, bu konuda kendi görüşlerini söyleyerek alanı kısıtlamak istemediklerinin altını çizdi.

Kurtulmuş, üniversiteler, hukukçular, siyasi partiler ile sivil toplum kuruluşlarına kadar her kesimin Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu konularda anayasaya ilişkin görüşlerini gündeme getirmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Mühim olan anayasa tartışmalarında olumlu bir gündemin, olumlu bir ortamın oluşturulmasıdır. Yani Türkiye siyasetinin zaman zaman maalesef yapmayı başardığı konulardan bir tanesi, en olumlu alanlarda dahi bu çatışmayı çelişkiyi ve tartışmayı olumsuz zeminlere kaydırabilmeyi başarıyoruz. Hayır! Niye bu anayasa meselesi gündeme geldi. Aslında AK Parti’nin en başından beri gündemindedir. Hatta bizim siyasi hayatımız boyunca gündemimizde olan bir konudur. Çünkü Türkiye’deki 60 darbesinden sonra yapılan anayasa da 80 darbesinden sonra yapılan anayasa da maalesef milletin taleplerini yansıtmıyor ve milleti tam manasıyla egemen, demokrasinin ve devletin sahibi bir büyük unsur olarak görmüyor. Bu anayasaların hepsi maalesef bazı vesayet unsurlarını da işin içerisine katmış olan askeri darbe ürünü anayasalardır.”

Kurtulmuş, yakın geçmişte de bazı anayasa değişiklikleriyle büyük adımlar attıklarını anımsatarak hakemin de hakimin de millet olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, diğer bütün partilerin de bu sürece katkı sağlaması gerektiğini belirtti.

Suriye’deki iç savaş

Kurtulmuş, Suriye’deki iç savaşla ilgili bir soru üzerine, bölgede oynanan oyunun farkında olduklarını vurgulayarak “Oyun büyük bir emperyal projedir ve bu coğrafyayı yeniden dizayn etme çabasıdır. Buna karşı da başından beri yaptığımız şey, herkesle hem masada bütün meseleleri konuşabiliyoruz hem de sahada Türkiye’nin hayati meselelerinden asla taviz vermediğimizi ortaya koyuyoruz.” dedi.

Sınır ötesi harekatlara da değinen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Yapamazsınız yapmamalısınız, bu falanca ülkeyle Türkiye arasındaki ilişkileri çok bozar diye birtakım telkinler, hadi diyelim tavsiyeler verilmiş olmasına rağmen biz bunların hiçbirisine itibar etmedik. Bunun Türkiye için bir güvenlik meselesi olduğunu, Türkiye’nin ulusal birliğiyle ilgili bir mesele olduğunu, Suriye’nin toprak bütünlüğünün bir tehdidi olduğunu gördük. Barış Pınarı ve Zeytin Dalı Operasyonu ve bütün bu operasyonlarda sahaya ciddi olarak basarak burada terör örgütlerini Türkiye’ye tehdit olmaktan çıkarmaya gayret ettik. Daha da önemlisi Suriye ve Irak’ın kuzeyinde oluşturulan çok uzun bir coğrafyadaki terör devleti koridorunun da önüne geçmiş olduk. Dolayısıyla Türkiye ABD için de Rusya için de AB ülkeleri için de bölge ülkeleri için de bu konudaki tavrını net bir şekilde hem sahada göstermiş, hem de masada bu müzakereleri bu mücadeleleri sonuna kadar sürdürmüştür, sürdürmektedir. Bizim blöf yapmadığımızı, şaka yapmadığımızı, Türkiye’nin kendi ulusal menfaatleri, milli çıkarları konusunda hiçbir taviz vermeyeceğini cümle alem görmüş oldu.”

Bölgeyle ilgili ABD ile yeni dönemde ilişkiler 

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin şimdiye kadar yapılan yanlışlıkları, eksiklikleri anlayabileceğini ümit ettiğini dile getiren Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz tabii bizim tarafımızdan böyle bakıyoruz. ABD’li yöneticilerin da şu taraftan bakmaları lazım gerekmez mi? Nedir? Türkiye diye bir ülke var, 83 milyon nüfusu var, istikrarlı bir ekonomisi var, güçlü bir demokrasisi var ve Türkiye bu bölgedeki bütün sorunlarını çözebilme kapasitesine ulaşmış. Doğu Akdeniz’de kendi haklarından taviz vermiyor, Karabağ’da Azerbaycan’a destek vermekten asla geri durmuyor, terör örgütlerine karşı mücadele etmekten asla geri durmayan bir Türkiye var. ABD yönetimi şuna karar vermek noktasındadır diye düşünüyorum; güçlü bir Türkiye, NATO ülkesi olan bir Türkiye, ABD ile NATO’da ciddi iş birliği olan bir ülke ve bu coğrafyada bir istikrar unsuru. Bu ülkeyi mi bir şekilde göz önünde bulunduracak, nerede duracağı ne yapacağı ne şekilde dizginleneceği belli olmayan birkaç bin teröristi mi ciddiye alacak. Herhalde ABD’nin menfaatleri bu bölgede güçlü bir Türkiye ile iş birliği yapmaktan geçiyor. Akıl bunu gerektirir, siyaset bunu gerektirir, mantık bunu gerektirir. Bunların içerisinde bazı Türkiye düşmanı çevrelerin etkisi olabilir. Ben yeni ABD yönetiminin de mantıklı olanın, rasyonel olanın peşinde olacağını, oraya doğru yöneleceğini, belki ABD ile Türkiye arasında farklılıklar olabilir, görüş ayrılıkları olabilir ama bunları bir şekilde tamir etmek için pozitif bir gündem oluşturmaya çabalayacağına yürekten inanıyorum. Bizim niyetimiz de gayretimiz de budur. Bizim teröre ve terör örgütlerine tavrımız nettir ve terör örgütlerinin Türkiye’ye zarar vermesine müsaade etmeyeceğiz.”

Seçim kanununda değişiklik çalışmaları

Kurtulmuş, Türkiye’nin son 20 yılda çok önemli mesafeler aldığını söyledi.

Partisinin önemli hizmetlere imza attığını vurgulayan Kurtulmuş, “Kapalı Maraş zordu açtık, Ayasofya Camisi zordu açtık, yollar ve köprüleri, önemli yatırımları ülkemize kazandırdık. Gaziantep’in ülkenin kalkınmasında önemli payı var, ciddi bir ihracat katkısı sağlıyor. İnşallah bu kent de daha ileriye gidecek.” dedi.

Seçim kanununda değişiklik olup olmayacağıyla ilgili bir soru üzerine Kurtulmuş, netleşmeyen çalışmaları kamuoyuyla paylaşmadıklarını belirterek sonuçlanan her konuyu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halka duyurduğunu dile getirdi.

Bu konuda da uzun süredir çalışmaların sürdüğünü ifade eden Kurtulmuş, “Milletin hayrına olan her türlü çalışmayı yaparız. Gerekirse barajların düşürülmesi, gerekirse seçim çevrelerindeki milletvekili sayılarının düşürülmesi, özellikle büyükşehirler için… Ben de şahsen Türkiye demokrasisinin lehine olacağı kanaatindeyim. Yıllardır böyle düşünüyoruz. Seçmenin tanımadığı kadar çok milletvekili sayısının olduğu bölgeler yerine daha az, daha daraltılmış bölgelerle seçime girilmesi, barajların da yıllardır eleştirdiğimiz yüzde 10 gibi yüksek oranlarda değil de daha aşağı çekilmesinin Türkiye demokrasisine katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bu yöndeki çalışmalar devam ediyor ve son noktaya geldiğinde kamuoyu ile paylaşılacak.” diye konuştu.

Boğaziçi Üniversitesindeki olaylar

Kurtulmuş, Boğaziçi Üniversitesindeki olaylara ilişkin soru üzerine ise “Dünyada bugün siyaseti etkileyen ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam düşmanlığı üzerinden gelişen olaylar var. Avrupa’yı sürekli uyarıyoruz, bu sadece bizi etkilemiyor, aşırı akımlar maalesef dünya için önemli bir tehdit.” dedi.

Türkiye’de de yıllarca oyunların oynandığını anımsatan Kurtulmuş, “Sağcılar, solcular ne acı günlerdi… Üniversitelerin katları arasında bile fark vardı. Bu ülkenin 5 bine yakın genci birtakım maalesef politikaların kurbanı edilerek genç yaşta hayattan koparıldı. Türkiye çok akıllandı, Türkiye’yi muasır medeniyetlerin üstüne çıkarmak isteyen üniversitelere ihtiyacımız var.” değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, Boğaziçi Üniversitesinde birtakım marjinal ve aşırı militarize edilmiş grupların hareket ettiğine dikkati çekerek “Birkaç sapkının, marjinalin yaptığı yanlışı bütün Boğaziçi öğrencilerine mal etmemek lazım. Boğaziçi öğrencilerinin büyük çoğunluğu gerçekten vatanını seven, ilimle uğraşmak isteyen, ülkeyi ileri götürmek isteyenler. Birileri buradan Gezi Parkı çıkarmak istiyor olabilirler, görüyoruz onları. Hiç heveslenmesinler, hevesleri kursaklarında kalır. Bu millet bir daha Gezi Parkı tarzı olaya asla müsaade etmez.” ifadesini kullandı.

“Buradan kirli, kanlı bir senaryo üretmek isteyenler bu senaryolarıyla birlikte tarihin çöplüğüne giderler.” diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Bütün üniversitelerimiz araştırmalarıyla anılsın, üniversitelerimiz bilimsel başarılarıyla anılsın, üniversitelerimiz yetiştirdiği çok değerli öğretim üyeleriyle anılsın. Üniversitelerimiz duayen projeleri ve dünyaya yön veren hocalarıyla anılsın, pırıl pırıl gencecik üniversiteli öğrencileriyle anılsın. Üniversitelerimiz tartışmayla, gerilimle, politikayla anılsın istemiyoruz. Geçmiş yıllarda OTDÜ, İTÜ, İstanbul Üniversitesindeki olayları hatırlayın, ne oldu o canım OTDÜ ve İstanbul Üniversitesi, o olaylarla sıfıra düştü, yeniden güçlenmeleri toparlanmaları yıllar aldı. Şimdi bu kirli senaryoları biliyoruz. Kimse Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin arkasına sığınarak politik bir çatışma alanı oluşturmasın. Bunu çok açık söylüyorum. Orada 3-5 adamın yaptığının asla Boğaziçi öğrencilerini temsil etmediğini, onların büyük çoğunluğunun bu konuları tasvip etmediğini biliyorum. Dolayısıyla bu tartışmada hele hele başta ana muhalefet partisi olmak üzere buralardan bir siyasi tartışma zemini kendilerine yarayacak bir pozisyon elde etmeleri mümkün değildir. Orada maalesef işi başından itibaren politize etmeye çalışan, ne yazık ki kendi İstanbul İl örgütü vasıtasıyla CHP’nin burada maalesef olumsuz bir katkısı olmuştur. Akılla, itidalle suhuletle orada yeniden başarılı işlerin konuşulacağı ortamı oluşturmak ülkeyi yöneten parti olarak bizim de görevimiz. Ama takdir edersiniz ki tüm siyasi partilerin de görevidir.”

Ana muhalefet partisindeki istifalara ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, istifanın bireysel bir karar olduğunu belirtti. Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Başka bir siyasi partinin içerisindeki politik meselelere dilimi uzatmak istemem, siyaseten yakışık almaz. CHP’nin kendi iç meselesidir. Ama şunu söylemek istiyorum uzunca bir süredir sadece istifa eden milletvekilleri değil çok geniş anlamda CHP içerisinde özellikle seçmen nezdinde ciddi eleştirilerin olduğunu biliyoruz ve duyuyoruz. Özellikle CHP’nin ana çekirdeğini oluşturan Kemalist, vatansever, ülkenin kurucu değerlerine bağlı olduğunu iddia eden önemli bir kitlenin özellikle HDP ile olan yakınlaşma, son seçimlerde ortaya konan açık ittifak yarı kapalıydı, bu ittifaktan rahatsızlık duyduklarını ve içlerine sindiremediklerini biliyoruz. Bununla ilgili çok yerde bu tür eleştiriler yapılıyor. Belki bu son gelişmeler de bu eleştirilerin su yüzüne çıkması gibi bir şeydir. Nasıl olur, nasıl gelişir Sayın İnce’nin kuracağı partide kimlerin yeri ne olur, bunlara girmeyeyim, bizi ilgilendirmez. Şöyle bir şey var, Türkiye’nin geçmiş seçimlerde AK Parti neredeyse girdiği her seçimde CHP’den iki kat fazla oy almış siyasi partidir. Bunun temel nedeni de CHP’nin çapsız bir muhalefet sergiliyor olmasıdır. Zaman zaman da milli hassasiyetlerden uzak tavırlar ve tarzlar içerisine giriyor olmasıdır.”

“Böyle muhalefet bizi üzüyor”

Böylesine ana muhalefet partisi yönetimi olmasından memnun olduklarını anlatan AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, şunları söyledi:

” Çünkü rakibimiz oy alanı bakımından bizim alanımızı daraltmıyor ama Türkiye bakımından da üzülüyoruz. Nihayetinde en çok oy alan ikinci parti, böylesine bir parti milletin geniş kitlelerinin nezdinde iktidar alternatifi olan bir parti. İktidar alternatifi olan bir parti ciddiyetiyle ve donamıyla hareket etmeleri lazım. Birilerinin arkasına takılmak yerine başkalarının oluşturduğu gündemlere takılmak yerine ya da işi gücü bırakıp ‘Erdoğan yıkılsın da nasıl yıkılırsa yıkılsın’ anlayışıyla siyaset yapmak yerine Türkiye’yi ileriye, ‘AK Parti’nin getirdiği noktanın daha ilerisine nasıl götürürüz’ gibi bir teklifle çıkması lazım. Böylesi bir politikadan gerçekten memnun oluruz. Geçtiğimiz günlerde uzun bir bütçe maratonu oldu, biz de yoğun bir şekilde vakit geçirdik. Gerçekten üzüldüğümü ifade etmek istiyorum. Kalkıp ilgili ilgisiz tüm konularda baştan aşağı Erdoğan’a hakaret edip, iktidar partisini yerle bir etmeye çalışan sürekli böyle olağandışı iftiralar ve hakaretlerle bütçe görüşmelerini geçirdik. Muhalefetten neyi beklersiniz? ‘Siz şu bakanlığın bütçesinde şöyle yaptınız, biz böyle yapardık.’ demelerini bekleriz. Eleştir, baş göz üstüne tabii ki ama hakaret etme, küfür etme, haksızlık etme. Böyle bir muhalefet bizi gerçekten derinden üzüyor. En çok üzüldüğümüz konuda böyle ana muhalefetten Türkiye’ye alternatif bir siyasi parti sinyali gelmiyor. Özellikle HDP ile ilişkilerinde kendi seçmenlerini ciddi hayal kırıklığına uğratacak birtakım çabalar çalışmalar içerisindeler.”

“Gıda fiyatlarındaki artış hükümetin gündeminde”

Gazetecilerin gıda fiyatlarındaki yükselmelerine ilişkin bir sorusu üzerine Kurtulmuş, gıda fiyatlarında ciddi haksızlıklar olduğunu, anlaşılmayan fiyat artışlarının yaşandığını, bu konunun hükümetin gündeminde yer aldığını söyledi.

Üreticinin maalesef zaman zaman mağdur olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Ürettiği ürünü elinden çok ucuza çıkartmış oluyor ama en sonda olan tüketiciye oluyor. Tüketici bunu marketten alırken çok yüksek fiyatla alıyor. Burada devletin bazı kurumları devreye girerek, temel ihtiyaç maddelerinde, ayçiçeği yağı, zeytin yağı gibidir, bunların giderilmesi için çalışmalar yapılıyor. Bununda faydalı şekilde Türkiye’de ticaret hayatına yansımaları olacak.” dedi.

“HDP, kendisi ve terör örgütü arasına mesafe koyabilme konusunda sınavı veremiyor”

Kurtulmuş, yasal düzenlemelerle parti kapatılmasının zorlaştığına dikkati çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu parti kapatmalarının nasıl olacağı da bellidir. İşin bir hukuki tarafı vardır. Bir de işin HDP’yle ilgili kısmı var. Burada maalesef baştan beri son derece iyi niyetli, Türkiye demokrasisini korumak, kurtarmak adına yaptığımız çağrılar ne yazık ki karşılıksız kaldı. Çok açık şekilde söylüyorum, HDP’nin eline birkaç kez Türkiye partisi olma imkanı geldi. Yani kalkıp şunu rahatlıkla söyleyebilirlerdi, ‘PKK bir terör örgütüdür, PKK eli kanlı bir cinayet şebekesidir, Türkiye’deki herkese zarar vermektedir, en fazla zararı da Kürt ve bölge halkına vermektedir.’ diyerek hatta çukur eylemleri olduğu zamanda da bunları söylemeleri için biz demeç verdik, ‘Kalkın bunu söyleyin, aranıza mesafe koyun ve böylece kendinizi, halkınızı, oy aldığınız insanların da hakkını hukukunu korumuş olun.’ HDP, son görüntüsüyle kendisi ve terör örgütü arasına mesafe koyabilme konusunda bu sınavı veremiyor.”

Silahın olduğu yerde demokrasinin olmayacağını dile getiren Kurtulmuş, “Biz her türlü fikre açığız, herkes fikrini söylesin. Ne söylüyorsa söylesin. Ayrımcılık yapmadığı sürece, silahlı şekilde Türkiye’yi bölmeye kalkmadığı sürece fikirlerini söylesin, zaten parlamentoda söylüyor. Parlamentoda görüşlerini söyleyen insanların arasından HDP’li parlamento üyelerinin bir kısmı yaptıkları ve işledikleri suçlar dolayısıyla cezaevinde. Bir kısmı ceza aldı, bir kısmı tutuklu. Bunların içinde HDP eş genel başkanları da var, grup başkanvekilleri de var.” diye konuştu.

“Terörün bütün şartlarını ortadan kaldırana kadar terörle mücadele edeceğiz”

Kurtulmuş, HDP’nin bir terör örgütünün yan kolu ve şubesi gibi görünmeyi süratle terk etmesi gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti:

“Bizim temel amacımız şudur: Terörü baskılayarak, terörü hiçbir şekilde Türkiye’de bir sorun olmayacak şekilde bertaraf etmek. Bunu yaparken şunun da farkındayız, ‘Tek bir terörist kalmayıncaya kadar terörle mücadele edeceğiz’ sözü doğru ama eksik bir sözdür. Terörün bütün şartlarını ortadan kaldırana kadar terörle mücadele edeceğiz. Terör biraz daha kapsamlı şekilde görmemiz, terörü oluşturan bütün zeminleri ortadan kaldırmamız, onların hepsini ciddi şekilde yok etmemiz ama sonuç itibarıyla da Türkiye’de demokrasinin gücünü arttırmamız lazım.”

“Terör örgütünün bir şubesi görüntüsü gibi”

Diyarbakır annelerinin çocuklarının dağa götürüldüğünü bildiğini ve bunun mücadelesini verdiğini anlatan Kurtulmuş, “Bu aileler biliyorlar, bunu mücadelesini veriyorlar. Ya bu milletin çocuklarından ne istiyorsunuz, 13 yaşındaki, 15 yaşındaki kız ve erkek çocuklarını dağa götüren bu terör örgütünün onun gölgesinin siyasetle ne işi olabilir. Bu ilişkiyi kesmek HDP’nin temel sorumluluğudur. Bunu yapmak zor da değildir, kolaydır ve onlar bakımında da daha doğru daha akıllı bir yoldur. Biz bunu söylüyoruz. Tekrardan şunu söylüyorum ama maalesef görüntü, sanki terör örgütünün bir şubesi görüntüsü gibi ortaya bir görüntü çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, bazı siyasi parti temsilcilerince parlamenter sistemin dile getirilmesiyle ilgili soruya şöyle cevap verdi:

“Demokrasiler, fikirlerin konuşulduğu bir yerdir ancak hiç kimse şöyle bir saygısızlık yapmasın. Yani bu ülkede bir anayasa referandumu yapılmamış, sistemin sahibi olan ülkenin gerçek sahibi olan, sorumluluk sahibi olan, karar ve söz sahibi olan bu millet kararını vermemiş ve Türkiye’de başkanlık sistemine, Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ne geçiş sağlanmamış gibi kimse konuşmasın.”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne referandumda milletin “evet” dediğini hatırlatan Kurtulmuş, şu görüşlerini dile getirdi:

“Türkiye’de anayasal olarak meşru, halk oyuyla seçilmiş, ortaya konulmuş olan Türkiye’nin Cumhuriyet tarihindeki en önemli yönetim reformlarından birisi olan Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi var. Bu yokmuş gibi kimse konuşmasın. ‘Ama ben parlamenter sistem istiyorum’, hodri meydan. Parlamenter sistem istiyorsanız buna nasıl geçileceği bellidir. Bir anayasa değişikliği hazırlarsınız. Parlamentoda 360 milletvekili bulursunuz referanduma götürürsünüz. 400 milletvekili üstü oy alırsınız parlamentoda anayasayı değiştirirsiniz. Yani demokraside Türkiye’deki sistem içerisinde herhangi bir sistem değişikliğinin nasıl yapılacağı bellidir. Biz ‘Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ne geçtik, sistem değişikliğinin yollarını kapattık’ demiyoruz. Bu değişikliği yapan millettir. Millet derse ki ‘ben başka bir değişiklik yapacağım’ bunun yolu belli.”

“Karar verecek olan millettir”

Sistem değişikliğinin kapalı kapılar ardında ne olduğu belli olmayacak şekilde konuşulmaması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, “Biz Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ni anlatırken il il, ilçe ilçe neredeyse dolaştık. ‘Bakın bu sistemin şöyle faydaları olacak, şunlar gelecek’ diye millete anlattık. Derin akademik çalışmalar yapıldı. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ne geçildikten sonra bu sistemin icraatta yürüyen yürümeyen tarafları, eksikleri, hataları, noksanları neler bunlar uzun çalışmalarla ortaya konuldu. Şimdi ‘Parlamenter sistem istiyorum’, ‘Güçlendirilmiş parlamenter sistem istiyorum’. Hodri meydan çalışırsınız, parlamentoda gücünüz olur ya da şimdi gücünüz yok, ilerde seçimler olur başka bir tablo ortaya çıkar o zaman gündeme getirirsiniz. Ama güçlendirilmiş parlamenter sistemi hükümet karşıtlığının bir aygıtı haline dönüştürmemek lazım. Nihayetinde bunlar sistem tartışmalarıdır. O olur, bu olur, karar verecek olan millettir. Demokrasinin hakimi de sahibi de ne bir partidir ne bir başka partidir, hepsi de bizzat milletin kendisidir.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye ekonomisine olan güven artıyor”

Döviz kurlarındaki hareketliliğe ilişkin soru üzerine ise Kurtulmuş, ekonomist olduğunu hatırlatarak kurdaki dalgalanmanın reel olmadığını belirtti. Türkiye’deki ekonominin 10-15 yıllık geçmiş göz önünde bulundurulduğunda, kurdaki hareketliliğin spekülatif ataklardan, spekülatif şartlardan kaynaklandığını ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Biz istikrarlı bir ekonomiden yanayız. Öngörülebilir bir ekonomik sistemin oluşmasından yanayız. Bu anlamda örnek olarak söylüyorum, zannediyorum, 2-3 hafta evveldi borçlanmayla ilgili olarak bir ihale yapıldı, 3,6 milyar dolarlık bir ihaleye yurt dışından yaklaşık 15 milyar dolarlık bir talep geldiğini biliyoruz. Bu, şu demektir: Türkiye ekonomisine olan güven artıyor ve inşallah ortaya koyacağımız, hukuktaki, siyasetteki ve ekonomideki reformlarla birlikte Türkiye ekonomisi çok daha güçlü bir hale gelecektir. Biz hep üretimin daha güçlü olmasından, milli üretimin daha güçlü olmasından ve uluslararası alanlarda rekabet edebileceğimiz bir Türkiye ekonomisi oluşturmaktan yanayız ve çok kuvvetli bir şekilde oraya gidiyoruz.”

%d blogcu bunu beğendi: